Abdurrahman Seyhan.

Vitrin Arkası #1: Okur mu, Fanatik mi?

Vitrin Arkası #1: Okur mu, Fanatik mi?

Okur mu, Fanatik mi?

 Yıllardır yazıyorum ve hep şunu sordum: "Neden bazı kitaplar edebi derinliğiyle değil de yarattığı 'gürültüyle' anılıyor?" Gelin, pazarlama dünyasının "Duygusal Bağ" stratejisini bir Global bir de Yerli örnekle inceleyelim.

Colleen, edebiyat tarihinin en ilginç vakalarından biri. Kitapları (örneğin Bizimle Başladı Bizimle Bitti) aslında yıllar önce çıkmıştı ama satmıyordu. Ne zaman patladı? TikTok (BookTok) sayesinde.

Strateji şuydu: Kitabın konusunu anlatmak yerine, kitabı okurken ağlayan insanların videoları paylaşıldı. İnsanlar bir "hikaye" satın almadı, o "ağlama deneyimine" ortak olmak istedi. Hoover, okurlarına "cohorts" (yoldaşlar) diyerek onları bir müşteri değil, bir tarikat üyesi gibi hissettirdi.

Türkiye'de bu stratejiyi en iyi uygulayan isim. Wattpad'den çıkışını bir kenara bırakın, asıl başarısı "Ulaşılabilir Yazar" olmasıydı.

Strateji: Okurlarına "Karantina ekibi", "Asansör ailesi" gibi isimler takarak aidiyet hissi yarattı. Kitaplarındaki objeleri (kulaklık, battaniye vb.) birer simge haline getirdi. Okur kitabı alırken aslında o grubun bir parçası olmak için "bilet" alıyordu.

Görünen o ki, milyonlarca satmak için bazen "iyi yazmak" yetmiyor; okura "yalnız değilsin" hissini satmak gerekiyor.

Benim arkamda devasa bir fan kitlesi veya TikTok trendleri yok. Sadece kelimelerim ve anlatmak istediğim bir derdim var. Eğer "popüler olanı" değil de, "sessizce kenarda keşfedilmeyi bekleyen" samimi bir hikaye arıyorsanız, web sitemdeki kitaplarıma bir şans verebilirsiniz. Belki de ilk "yoldaşım" siz olursunuz.

Kitaplarım

İletişim

Bana Ulaşın

Projeleriniz, kitaplarım hakkında sorularınız veya sadece merhaba demek için aşağıdaki formu doldurabilir veya sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşabilirsiniz.